Kapat

Işık Üniversitesi 'İnteraktif Rehberlik Sempozyumu' Düzenledi

Geri

Prof. Dr. Yankı Yazgan:  
"Çocukların psikolojik gelişimindeki altın yıllar, sınavlarla geçiyor"
Prof. Dr. Mansur Beyazyürek: 
"Bağımlılık, tedavisi en güç ve tekrarlaması mümkün olan kronik bir durum"


Işık Üniversitesi İstanbul'da ortaöğretim kurumlarındaki rehber öğretmenlere yönelik İnteraktif Rehberlik Sempozyumu düzenledi. Işık Üniversitesi Maslak Kampüsü'nde gerçekleştirilen ve İstanbul'daki çok sayıda okuldan 100'e yakın rehber öğretmenin katıldığı sempozyumda; Prof. Dr. Yankı Yazgan, Prof. Dr. Mansur Beyazyürek ve Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Hayran'ın sunumları eşliğinde okul, aile ve öğrenci üçgeninde rehberlik hizmetleri ele alındı.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Işık Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ercan Solak, 20'nci yüzyılın ortalarından itibaren mesleki yönlendirme üzerine kurularak gittikçe gelişen rehberlik hizmetlerinin günümüzde çok yönlü bir işlev kazandığına dikkat çekti. Prof. Dr. Ercan Solak; öğrencilerin kapasitelerini ve yeteneklerini fark etmelerinde, kendilerini anlamalarında, önlerindeki seçenekleri algılayabilmelerinde ve yaşamlarıyla ilgili doğru tercihlerde bulunmalarında rehber öğretmenlere önemli bir sorumluluk düştüğünü söyledi. 

Sempozyuma katılan rehber öğretmenlere beyinsel gelişim ve ergenlik üzerine kapsamlı bir sunum yapan Prof. Dr. Yankı Yazgan ergenlikle ilgili ilginç ve önemli noktalara değinirken, sempozyumun diğer önemli konuşmacısı Prof. Dr. Mansur Beyazyürek ise, sık sık gündeme gelen internet bağımlılığı üzerine konuştu.           

'Motor Ferrari, fren Murat 131'  
Ergenliğin insan gelişimin en kritik dönemlerinden biri olduğun dikkat çeken Yankı Yazgan,  "Ergenlik, gelişimin en çapraşık, en hızlı olduğu dönemlerden bir tanesi ve aynı zamanda, girişimizle çıkışımız arasında büyük farklar olan bir dönüşüm zamanı. Yetişkinler olarak çoğumuz ergenlik döneminde bize çok ihtiyacı olan ama o ihtiyaçtan bir an önce kurtulmak isteyen genç bireylerle çalışmanın paradokslarını yaşıyoruz. Çünkü ergenlik arabanın motorunun Ferrari, fren sistemlerinin ise Murat 131 olduğu dönemdir" diye konuştu. 

'Ergenin gelişimindeki altın yıllar sınavla geçiyor'
Doğumdan itibaren beynin gelişim sürecini ve muhakeme yeteneğinin bu gelişimle ilişkisini anlatan Prof. Dr. Yazgan, "Ergenlik; beyindeki ön kontrol sisteminin yeterince gelişmemiş olması sebebiyle, duygu sisteminin kontrolünde zorlanıldığı bir zaman dilimi. Özellikle ergenliğin ilk dönemlerinin, duygu sisteminin farkındalığı olmaksızın sınavlarla geçirilmesinin olgunlaşma bozucu etkisini hepimiz gözlüyoruz. Sınav döneminin 8'inci sınıfta olması, 6-7-8'inci sınıflar gibi özellikle psikolojik gelişim açısından altın yıllar olarak kabul edilen yılların sınavlarla geçmesi sebebiyle, lise 2'ye lise 3'e gelen pek çocuk, ortaokul seviyesinde olgunluk seviyesiyle geliyor. Yaşanmamış bir ergenlik aslında. 60 aylık bir çocuğu birinci sınıftan itibaren okula başlattığınızda, aslında çok ciddi problemlere davetiye çıkarıyorsunuz demektir" diye konuştu. 

'Hislerin aklı teslim aldığı bir dönem'
"Hislerin aklı teslim aldığı bir zaman diliminden bahsediyoruz" diye konuşan Yazgan, "Çünkü bu dönemde duygu regülasyonu çok önemli. Bu dönem beyin gelişiminin, okul, sınav, çevre ve sosyal yükler gibi yükleri henüz kaldıracak durumda olmamasıdır. Henüz hazır olmadıkları durumda, uygun koşulları hazırlamadan çocuklara bu yükü yüklediğimizde onlar da semptom veriyorlar. O yüzden çevresel düzenleme, iyi okul, iyi sınıf, iyi ana-baba pratikleri çocukların hayatında, yükün onlara göre ayarlanmasını sağlayarak gereksiz zorluklara zamana yayarak birçok konunun probleme dönmesini engelliyor" dedi.     

Prof. Dr. Beyazyürek: "Bireyler hızlı değişime uyumda zorlanıyor' 
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, bireylerin hızlı değişime uyum sağlamakta zorlandığını kaydeden Prof. Dr. Mansur Beyazyürek ise; bağımlılığın bireyin sosyal, biyolojik ve psikolojik yapımızı etkileyen bir durum olduğunu kaydetti. Bağımlılık davranışlarının çoğunun altında bir psikolojik sorun yattığına dikkat çeken Prof. Dr. Beyazyürek; "Bağımlılık bir beyin hastalığıdır. Hangi kişilik tipi, hangi sosyal sınıf, hangi etnik sınıf ve hangi ekonomik sınıfa ait olursa olsun bireyler aynı bağımlılık davranışının tehdidi altında bulunuyor" dedi. 

"Bağımlılıkta en riskli dönem gençlik" 
Bağımlılık gruplandırmalarının yanlış ele alındığını söyleyen vurgulayan Prof. Dr. Beyazyürek, "Alkol alan biri pekâlâ sigara içebilir, uyuşturucu da kullanabilir, yeme bozukluğu da olabilir ve aynı kişi aynı zamanda kumar da oynayabilir. Dolayısıyla gruplandırmalar çok doğru değil" diye konuştu. Bağımlılığın tedavisi en güç ve tekrarlaması mümkün olan kronik bir durum olduğunun altını çizen Prof. Dr. Beyazyürek; "Maddenin veya davranışın etkisini yasalar değil, beyin belirler. Genellikle bağımlılık denildiğinde gençlerin bağımlılığı algılanıyor ama bağımlılık yalnızca gençlere has bir sorun değil. Ancak bağımlılıkta en riskli dönem genç yetişkinlik dönemidir" diyerek ebeveynlerin ve eğitimcilerin bağımlılık konusuna özel dikkat göstermeleri gerektiğini söyledi.  

Konuşmacıların sunumlarının ardından sempozyum kapsamında öğrenci-okul-aile üçgeninden farklı bakış açılarının ele alındığı bir de panel düzenlendi. Dr. Öğr. Üyesi Rukiye Hayran'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, Ispartakule Işık lisesi Rehber Öğretmeni Arzu Ercen, öğrenci velisi Merve Bayer Güven ve öğrenci İdil Özgü katıldı. Sempozyum sonunda Işık Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ercan Solak tarafından konuşmacılara plaketleri ve rehber öğretmenlere sertifikaları takdim edildi.